Haber

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop: 6 cumhurbaşkanının ortak yetkileri paralel bir yapıdır

Meclis Başkanı Mustafa Şentop, Habertürk TV’de Mehmet Akif Ersoy ve Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtladı.

İşte Şentop’un konuşmalarından satırbaşları:

“KİŞİSEL YOLCULUKLARIMI BİLET ALARAK YAPIYORUM”

Seyahatlerim kişisel değil; resmi seyahat Kişisel olarak seyahatler yaptım, hepsini bilet alarak yaptık. Bu gezileri mümkün olduğu kadar siyasi partilerden temsilcilik olduğu için arkadaşlarımızla yapıyoruz. Meclis birliklerine mensup üyelerimiz var ve o toplantılara her siyasi partiden arkadaşlarımız katılıyor. Eleştiren birkaç arkadaşımız var. Öncelikle, dünyadaki mevcut düzenin ve paradigmanın bozulduğu, yeni arayışların ortaya çıktığı bu tür dönemlerde parlamenter demokrasinin gündeme geldiğini belirteyim. Seyahatlerim kabaca davet edilenlerin yarısı kadar. Pandemi kalktıktan sonra ertelenen birçok toplantı oldu. Bu sadece benim ziyaretim değil; Türkiye’ye gelenlerin sayısı da çok fazla. Bunun dışında hükümetimizin ve yürütmemizin diplomatik çalışmalarına ek niteliğinde hizmet vermektedir. Bazı ülkelerde parlamentolarda çok dağınık bir taraftar söz konusu olunca bazı siyasetlerde parlamentoları ve milletvekillerini ikna etmek gerekiyor. Turistik gezi yapanların yurtdışına çıktıklarında çok iyi anlamaları mümkün değil, bu seyahatler doğal.

“BU YIL YAKLAŞIK 100 BİN KİŞİ HACA GİDECEK”

18 Haziran hac mevsimine denk geliyor. Hacıların ayrılışı Mayıs ayı sonunda başlar. 18 Haziran’da onbinlerce hacı oy kullanamayacak. Bunun dışında okulların tatil olması sıkıntısı yaşanıyor. Bazı vatandaşlarımızın büyükşehirlerden evlerine gitmesi söz konusu olabilir. Hac mevsimi her yıl 10 gün ileri gelir. Bu yıl böyle bir tarihe denk geldi. Hacca gidecek toplam 100.000 civarında bir nüfus var. Okullar tatil dedim. Bu makul bir kurulum. Kanuna göre mevzuata göre derseniz belirlenen tarihten 1 gün önce yapsanız bile teknik olarak erken seçim denilebilir. Politik olarak, erken seçimler anlamlı bir zaman çerçevesi içinde yapılmalıdır. Bunun siyasi bir açıklaması olmalı. Burada bu kadar ayar yapmanın siyasi bir anlamı yok; teknik ilişkilerin yanı sıra.

“YENİ MADDE İLE BAŞKAN OLABİLİR”

İki tür karar alınabilir. Bir Cumhurbaşkanı Parlamento tarafından da alınabilir. TBMM, nitelikli oyların beşte üçünü alarak kabul etmelidir. Bu da 301 oy demek. Parlamento da seçim tarihini belirleyebilir. Cumhurbaşkanı tarafından alındığında, kararın açıklandığı günden 60 gün sonraki ilk Pazar günüdür. 90 gün 60 gün sorunu milletvekili seçim yasasına göre 90 gün diyor. Cumhurbaşkanı kanuna göre 60 gün diyor. Hukukta bir kural çatışması varsa, analizin üç temel ilkesi vardır. Bir sonraki yasa önceki yasanın yerine geçer. Hukukçuların bu konuda tartışacakları teknik bir konu yoktur. Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığı konuyla alakalıdır, seçimi öne almakla alakası yoktur. 101. sayı ile ilgili bir önceki 101. madde kaldırılmış, yeni 101. madde yürürlüğe girmiştir. 30 Nisan itibariyle yürürlüğe girdi. Oradaki bazı arkadaşlar iki maddeyi yan yana koyup bakıyorlar. Cümle aynı olunca kararın ve unsurun değişmediğini düşünürler. Yeni kararla o cümlenin ne zaman yürürlüğe girdiği kıymetlidir. ‘Cumhurbaşkanı en fazla 2 defa seçilebilir’ hükmü Nisan 2018’de yürürlüğe girdi. Recep Tayyip Erdoğan 2014’te Cumhurbaşkanı seçildi, parlamenter sistemin başkanıydı. Seçildiği konu yürürlükten kaldırıldı. 18 Nisan’da yeni unsur yürürlüğe girdi. Bu kararın yenilenmesi, Cumhurbaşkanı’na tüm vatandaşlar olarak yeniden aday olma hakkı verdi. Parlamento tarafından seçim kararı alındığında tekrar aday olabilir. Arkadaşların yanıldığı konu iki eşyayı yan yana koyup bakmaları. Anayasayı değiştiren bir kanun var. Bire bir karar olsa da yeniden yasalaştırıyor ve herkese iki kez seçilme hakkı veriyor. Daha önce de tüm cumhurbaşkanı adayları için YSK’ya başvurulmuştu. Bu seçimde Cumhurbaşkanının ikinci dönemi olacağından, TBMM’nin ikinci dönemde alacağı seçim kararı kapsamında yeniden aday olma hakkı bulunmaktadır. Taraflar tutumlarını açıkça ifade ettikleri için burada uzlaşma aramaya gerek yoktur. Meclisin karar alması ile Cumhurbaşkanı’nın alınması arasında hiçbir fark yoktur. Meclis’in hukuken sonuca etki edecek tarafı yok. Meclisin devamlılığı bizim için esastır. Parlamento, yeni parlamento göreve başlayana kadar devam eder. Meclis faaliyetleri seçim gününe kadar devam eder. Muhtemelen parlamento çalışmaları askıya alınabilir; ama gerekirse meclis çalışabilir, işinin durması söz konusu değil.

“VETO MADDESİ 301 OYLA GEÇEBİLİR”

Parlamento beşte üç çoğunlukla karar verir. Bu, salt çoğunluğa sahip milletvekilinin seçimi yeniden talep etmesi gerektiği anlamına gelir. Böyle bir olasılığı çok kolay görmüyorum. Parlamento ile Cumhurbaşkanı arasında istikrar vardır. Bazı arkadaşlar meclisin etkin olmamasından şikayetçi. Muhtemelen parlamentonun kendi kümelerinden oluştuğunu düşünüyorlar. Peki diğer setler? Mecliste her şey görüşülür ve karar oylama ile alınır, çoğunluğun kararıdır. Örneğin çoğunluğun siyasi bir tercihi varsa onu eleştirmenin bir anlamı yok. Parlamento, kanun çıkarma ve denetleme gibi konularda kararlar alır. Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yetkisine sahiptir. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kanunla çeliştiğinde kanun uygulanır. Parlamento kanunları nasıl yapar? Kanun gelir, görüşülür, oylanır, kabul edilir ve Başkan’a sunulur. Başkanın bu yasayı veto etme yetkisi var. Yeni sistemde veto yetkisi var. Başkan bir yasayı iade ederse, nitelikli çoğunluk gerekir ve oyların beşte üçü ile kabul edilmelidir. 301 aranmalıdır. Burada Cumhurbaşkanı ve ona destek veren çoğunluk mecliste yer alırsa sistemin iyi çalışacağını söyleyebiliriz.

“Başörtüsü örgütlenmesinde görüş birliği var”

Anayasa Komisyonu’nda görüşülecek. Bu bahiste bazı anlaşmalara varılabilir ve değişiklikler yapılabilir. Bildiğiniz gibi bu konu eski bir konu. 80’lerin başına kadar gidiyor. İlk kamu görevlileri, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine ilişkin düzenlemelerin tarihi darbe dönemine denk geliyor. Kenan Evren’in Orta Üniversite Yönetim Kurulu’na başkanlık ettiği bir toplantı var. Merhum Özal’ın yaptığı düzenleme, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. 28 Şubat’ta yeniden başladı. Bunu yakın ailemde yaşadım. Bu sorun 2021’den itibaren toplumsal mutabakatla çözüldü. Türkiye yeni bir anlayış düzeyine ulaştı. Siyaset de mutabakata varmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun kanun teklifiyle konu yeniden gündeme geldi. Mevzuatın yapılması gerektiği söylendi. Sorunun kalıcı çözümü konusunda görüş birliği var. Kanunla mı yoksa anayasa değişikliğiyle mi yapılmalı? Bu zaten kanunen yapılmıştır. Özgürlük kanunla verilmez, anayasa ile verilir. Yasa özgürlüğünü tanıdığınızda, başka bir Meclis kompozisyonunda kaldırılabilir. İşte o zaman anayasa değişikliği yürürlüğe girdi. Bunun genel olarak memnuniyetle karşılandığını görüyorum. Bunun Meclis’ten geçebileceğini görüyorum. 360 ile 400 arasına düşerse referanduma gitmek zorunda. Taraflar, ikili hakkında farklı bir yaklaşım sergilemedi. Aile ve başörtüsü ile ilgili. Kurumsal bir görüş olarak farklı bir açıklama yoktur. Aile meselesine prensipte itiraz etmediler, içeriğini görelim dediler.

2 VEKİLİN DOKUNULMAZLIĞININ KALDIRILMASI

Kayıtlarla ilgili olarak hepsi için toplu bir işlem yapılmasına gerek olup olmadığı daha önce tartışılmıştı. Ortak Komite’ye de başkanlık ettim. Bu tür dokunulmazlığın kaldırılmasına yönelik belgeler vardı. Devamsızlık nedeniyle meclisten ihraç edilen milletvekilleri de oldu. İşte konuya ilişkin detaylar, önceki düzenlemeler ve belgelerin nasıl ele alındığına dair anayasa mahkemesi kararları… Farklı düzenlemeler var. Burada bahis, komite liderinin takdirindedir. Böyle bir durumda yönetim kurulu başkanının belli kriterlere göre hareket etmiş olması gerekir. Sicillerde işlenen suçların konuları farklıdır. Aralarından hangi kriterlerin seçileceğine dair görüşlerini bildirdiler. Burada şehidin ailesine yönelik küfür ve hakaretler söz konusu olduğundan kast olduğu söylendi. Dokunulmazlığın kaldırılması konusunda diğerlerinden farklı olarak öne çekilme şeklinde. HDP’li hakkında polise tokat attığına dair üzücü bir belge ortaya çıktı. Bunun anayasa değişikliğini sabote etmek için yapıldığını düşünmüyorum.

“ALTI LİDERİN ORTAK YETKİSİ PARALEL DEĞİLDİR”

Parlamenter sistemde bir kabine vardı. Başbakan, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı vardı. Birçok karar Başbakan ve bakanlar tarafından birlikte alındı. Bakanlar Kurulu kararı çıktı. Cumhurbaşkanına gidiyordu ve Cumhurbaşkanı da imzalıyordu. Yeni sistemde kabine veya kollektif sorumluluk yoktur. Yürütme görevi Lider tarafından yerine getirilir. Cumhurbaşkanı dilerse birkaç bakana imza yetkisini kendisi verebilir veya dilerse geri alabilir. ABD’de bizim gibi bakan yok, o işler için sekreter var. Burada Cumhurbaşkanı’nın hazırladığı bir kararname ile daha sonra imza yetkisini geri alması söz konusu olabilir. Anayasaya göre, tüm yetkiler Cumhurbaşkanında toplanmıştır. Kendi başlarına protokol imzalayabilirler. Burada Cumhurbaşkanı’nın karar vermesi gerekiyor. Diyelim ki halk tarafından seçildi. Güçlerini kullanmaya başladı, buna ne dersin? Bir devlet mimarisi, bir devlet yapısı Anayasa’da ve buna bağlı olarak mevzuatta kurulmuştur. Bu olursa, Anayasa ve mevzuattan ayrı, farklı bir paralel devlet yapılanması yürütülüyor demektir. Hukuki değeri ve anlamı yoktur. Uygulanabilirlik sorunu başka bir olağan sorundur. Önerilen sisteme baktığımızda Cumhurbaşkanını halk seçecek ama Cumhurbaşkanının dediği bu olmayacak. Bu şekilde devlet idaresi söz konusu olamaz. Parlamenter sistemde bile olmayacak bir biçimdir ve uygulaması yoktur.

HDP’Yİ KAPATMAK

Bu konuda Anayasa Mahkemesi karar verecek. Elbette kendi işleyişini verecektir. Tahmin etmek imkansız. Anayasa Mahkemesi’nin yürüttüğü süreç çerçevesinde Meclis Başkanı olarak konuşmam doğru olmaz. Sanırım milletvekili olup olmadığını anlayabilirdim. Bunu Anayasa Mahkemesi değerlendirecek.

İSVEÇ SAVCISININ AÇIKLAMASI

Bu uzun soluklu bir süreç. İsveç ve Finlandiya’nın Madrid’de imzaladığı taahhütler var. Bu çerçevede görüşmeler yapılıyor. İsveç ve Finlandiya Parlamento Liderleri ile de daha önce 3 kez görüştük. Bu konuda kararlı olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Somut gelişmelere bakmamız gerekiyor. En son yaşanan olay, Türkiye’nin buna neden ve hangi gerekçelerle haklı gerekçelerle karşı çıktığını gösterdi. Mesele sadece eylem değil, terör örgütü var, eylem eylemdir. Terör örgütünün hangi eylemlerinin uygun, hangilerinin uygun olmadığını söyleyecek durumda değilsiniz. Terör örgütünün tüm faaliyetlerine engel olacaksınız. Türkiye’de terör örgütünün eylemi sıcak olurken. Bana ‘anlayışlı’ olduğunu söyledi. Bunun iğrenç bir hareket olduğunu söyledi. Beklentilerimiz somut beklentilerdir. Bunlar gerçekleşmezse Türkiye’nin adım atması mümkün değil.

habersafranbolu.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu